Muharrem ÇELİK'in Sanatta 25. Yılı

Muharrem ÇELİK’in Sanatta 25. Yılı

Çeilk tablolarına Uyuşturucu Maddeleri Konu Etti Ressam Muharrem ÇELİK’in Sanatta 25....

Muharrem ÇELİK'in Sanatta 25. Yılı
Gençler Eğleniyor Ebeveynler Bilgileniyor

Gençler Eğleniyor Ebeveynler Bilgileniyor

Yeşilay Şanlıurfa il başkanı Ressam Muharrem Çelik 18 mart 2015’te...

Gençler Eğleniyor Ebeveynler Bilgileniyor
Yeşilay’ın etkinlikleri meyvesini veriyor

Yeşilay’ın etkinlikleri meyvesini veriyor

Murat ÇİFTÇİ Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şubesi tarafından düzenlenen “Gençler...

Yeşilay’ın etkinlikleri meyvesini veriyor
Yeşilaydan sokak etkinliği

Yeşilaydan sokak etkinliği

Yeşilay Şanlıurfa Şubesi, Yeşilay Haftası nedeniyle “Gençler eğleniyor ebeveynler...

Yeşilaydan sokak etkinliği
Muharrem Çelik’in Sergisinde Eyyubiyeli Gençler Coştu

Muharrem Çelik’in Sergisinde Eyyubiyeli Gençler Coştu

Gençler Eğleniyor Ebeveynler Bilgileniyor Projesi kapsamında gerçekleştirilen, Muharrem...

Muharrem Çelik’in Sergisinde Eyyubiyeli Gençler Coştu
Muharrem Çelik Yeşilay Üyelerine TBMM Projesini Anlattı

Muharrem Çelik Yeşilay Üyelerine TBMM Projesini Anlattı

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şubesi cumartesi günü şube binasında bir araya geldi....

Muharrem Çelik Yeşilay Üyelerine TBMM Projesini Anlattı
Yeşilay dünyaya yön gösteren bir teşkilattır

Yeşilay dünyaya yön gösteren bir teşkilattır

Yeşilay haftası nedeniyle Şanlıurfa’da çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Topçu...

Yeşilay dünyaya yön gösteren bir teşkilattır
Şanlıurfa'da Çocuklar, Sigarayı 4 Dilde Yargıladı

Şanlıurfa’da Çocuklar, Sigarayı 4 Dilde Yargıladı

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Şubesi tarafından, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü...

Şanlıurfa'da Çocuklar, Sigarayı 4 Dilde Yargıladı
Ressam Muharrem Çelik tanıtım belgeseli

Ressam Muharrem Çelik tanıtım belgeseli

Ressam Muharrem Çelik tanıtım belgeseli Ressam Muharrem Çelik tanıtım belgeseli...

Ressam Muharrem Çelik tanıtım belgeseli
Evde çiğ köfteli basın toplantısı

Evde çiğ köfteli basın toplantısı

Ressam Muharrem Çelik evde çiğ köfteli basın toplantısı yapıyor Ressam Muharrem...

Evde çiğ köfteli basın toplantısı
Muharrem Çelik, Memur-Sen Hatıra Yarışmasında Türkiye 3'üncüsü Oldu

Muharrem Çelik, Memur-Sen Hatıra Yarışmasında Türkiye 3’üncüsü Oldu

Memur-Sen Konfederasyonu’nun ilk defa başlatmış olduğu M. Akif İnan Hatıra...

Muharrem Çelik, Memur-Sen Hatıra Yarışmasında Türkiye 3'üncüsü Oldu
Çelik'in TRT6'da kürtçe söyleşisi

Çelik’in TRT6’da kürtçe söyleşisi

Ressam Muharrem Çelik’in TRT6’da bir kürtçe söyleşisi Ressam Muharrem...

Çelik'in TRT6'da kürtçe söyleşisi
MUHARREM ÇELİK, İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ METİN İLCİ İLE GÖRÜŞTÜ

MUHARREM ÇELİK, İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ METİN İLCİ İLE GÖRÜŞTÜ

Yaz tatilinde öğrencilerimiz bazı tuzaklara dikkat etmeli. Türkiye Yeşilay Cemiyeti...

MUHARREM ÇELİK, İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ METİN İLCİ İLE GÖRÜŞTÜ
Şairler, Muharrem Çelik’in şiirini konuştu

Şairler, Muharrem Çelik’in şiirini konuştu

Türkiye Yazarlar Birliği Şanlıurfa Şubesi’nde Muharrem Çelik’in şiiri...

Şairler, Muharrem Çelik’in şiirini konuştu
Urfalı ressamlar Barış için çizdi

Urfalı ressamlar Barış için çizdi

Şanlıurfa Anadolu Gençlik Derneği öncülüğünde başlatılan resim sergisinde ressamlar...

Urfalı ressamlar Barış için çizdi
Yeşilay Haftası Kısasta Coşkuyla Kutlandı

Yeşilay Haftası Kısasta Coşkuyla Kutlandı

1-7 Mart tarihleri arasında kutlanan Yeşilay Haftası etkinlikleri Kısas Beldesi’nde coşkuyla...

Yeşilay Haftası Kısasta Coşkuyla Kutlandı
Yeşilay Temsilcisi Muharrem Çelik, Karaköprü Belediye Başkanı ile Görüştü

Yeşilay Temsilcisi Muharrem Çelik, Karaköprü Belediye Başkanı ile Görüştü

Yeşilay Haftası münasebetiyle bir dizi etkinlikler yapan Şanlıurfa Yeşilay Temsilciği bu...

Yeşilay Temsilcisi Muharrem Çelik, Karaköprü Belediye Başkanı ile Görüştü
Yeşilay Şanlıurfa Temsilciliğinden Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Başkanı’na Ziyaret

Yeşilay Şanlıurfa Temsilciliğinden Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Başkanı’na Ziyaret

Yeşilay Haftası Kutlama Etkinlikleri çerçevesinde Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Şube Başkanı...

Yeşilay Şanlıurfa Temsilciliğinden Eğitim-Bir-Sen Şanlıurfa Başkanı’na Ziyaret
Yeşilay Şanlıurfa Temsilciliği’nden Öğrencilere Yemek

Yeşilay Şanlıurfa Temsilciliği’nden Öğrencilere Yemek

Yeşilay Haftası etkinlikleri kapsamında biride çocuklara yemek ziyafeti oldu. Yeşilay...

Yeşilay Şanlıurfa Temsilciliği’nden Öğrencilere Yemek
Yeşilay istişare toplantısı yapıldı

Yeşilay istişare toplantısı yapıldı

fotoğraf: sanliurfagazetesi.com Türkiye Yeşilay Cemiyeti Şanlıurfa Temsilcisi Muharrem...

Yeşilay istişare toplantısı yapıldı

Posts Tagged With 'muharrem çelik yazıları'

Helvadan Put, Heykelden Sanat 0

Helvadan Put, Heykelden Sanat

Kâinatın yaratılışından sonra içini doldurmak sureti ile çeşitli yaratıklar yaratıldı. Bunların içinde en şereflisi, yeryüzünün halifesi olan insandı. İnsanoğlu zamanla çeşitli sanat etkinlikleri içine girdi. İptidai usullerle olan bu çalışmalarda hem kendini hem de yaratanının tanımaya çalıştı. Bunun için de tarihin her safhasında insanoğlu yaratıcısını gözünde somutlaştırmak istedi. Her ne kadar ilahi emirlerle peygamberler bu durumlara açıklık getirse de yine de onlarda bu istek ve arzu hiç eksik olmadı.

İnsanoğlunun sanata olan meyli daha çok put ya da heykel diye tanımlanan görünümlerle somutlaştı. Başlangıçta yapılış amaçlarının ne olduklarını bilmediğimiz eserler uzun sürelerde, zor koşullar altında, büyük masraflar ve zahmetlerle şekillenen figürler oluşturuldu. Bunlar yapılırken duygu, düşünce, beklenti, korku, büyülemeler ve savunmalar da bu figürlere eklendi. Yapılan bu putlara, zamanla tanrılaştırılıp önünde, ibadet edilecek misyonlar yüklendi. Hatta Yunanlılar daha da abartarak mitolojik tanrı inançları ile birlikte her olguya bir tanrı ihdas ederek putçuluk kültürünü yeryüzüne yaydılar. Zeus, Apollo, Athena derken Yunanlılar taptıkları tanrılarının heykeller yoluyla dünyaya yayılmasını sağladı. Romalılar ölen kişiyi kahramanlaştırmak adına büstler dikti. Ortaçağda ise Meryem ve İsa figürleri ile Kiliseler donatıldı. Mısırda koruyucu anlamlar yüklenerek sfenksler oluşturuldu piramitlerin önünde. Arabistan da özellikle Kâbe’nin içi bu tür heykellerle dolduruldu. Sonradan bu heykellere adaklar adandı, adlarına çeşitli törenler ve panayırlar ve ibadetler düzenlendi.

İslam ve İslam’dan önce hak olarak kabul edilen dinler, putçuluğu Allah’a eş koşma anlamı yüklendiği için yasakladı. Şirk olarak nitelendirdi. Bununla alakalı Hz. Musa ve Hz. İbrahim’in, kendi kavmi ile mücadelesi anlatılan bariz örneklerdendir.

Günümüzde Rusya’da Stalin, Uzakdoğu’da Buda ve Konfüçyüz, Hindistan’da inek, heykelleri bulunmaktadır. İnsanlar belirli zamanlarda bu heykellere saygılarını çeşitli şeklerde sunarlar Yapılış amaçları estetik ve görsellik olsa da yapılan bu çalışmalar zamanla tapma eğilimine dönüşmekte, büyüklük vasfı yüklenmektedir. İnsanların heykel yapma niyetleri ne olursa olsun sonuçta tapınmaya götürebileceği uyarısı Kur’an-ı Kerim’de açıkça dile getirilmiştir.
Sanat Allah’ın kullarına vermiş olduğu özel lütuflardan biridir. Her şeyin haramının karşısında helali de vardır. Allah insanların mutluluğunu ister ve onların güzel amellerle haşir neşir olmalarını arzular. Güzel olan, güzel olduğuna inandığımız bir çalışma alanı sanatın içini de doldurmak yine bizlere düşmektedir.
İnsanoğlu gündelik hayatta temel geçim ihtiyaçlarının dışında da değişik ihtiyaçlar duyar. Bunların başında duygusal ihtiyaçlar gelir. Bunu da dolduran çeşitli sanat dallarıdır. İnsanoğlu ürettiği sanatla hem kendi hem de toplumun beklentilerine cevap verir. Durum böyle olunca ortaya çıkan yapıt yapıcısının ruh halini üzerinde sergilerken aynı mesajı farkında olmadan içinde bulunduğu topluma da yansıtır. Günümüzde sık sık toplumda yer edinen bazı sanat yapıtları toplumla olan çatışmanın konumunda kendini sergilemektedir.

Anadolu medeniyetinin oluşumunu etkilerinden biri şüphesiz İslam dinidir. İslam dininin kabullenmiş bir toplum ister istemez dinin buyruklarını her alanda hayatına geçirir. Bu durumda sanatta nasibini almak zorundadır.
Anadolu gelişen bu tarihi seyirlerde İslam bakış açısını benimsemiş toplumda put yerine toplumun istifadesine sunulacak olan sanat değerlerini oluşturmuş ve bunlarla kendini geliştirmiştir.
Arabistan’da özellikle cahiliye dönemi olarak bilinen İslam öncesinde put geleneğinin yaygın olduğu Kâbe’nin içerisinde 360 putun yer aldığı ve putlar için karnavallar düzenlendiğini İslam kaynaklarında öğrenmekteyiz. Gerek Hz İbrahim ve gerekse Peygamber( sav)’imiz zamanında Mekke’de ki bu geleneğin önüne geçmek için birçok mücadele verilmiştir. Bura da verilen mücadele put ya da heykel sanatı değildi. Verilen mücadele inanç ve tapınma halini almış olan bu yapıtlardı. Bundan dolayı Cenabı Allah putçuluğu şirk olarak kabul edip yasaklamıştır. Geçmişte Kâbe’den ayrılan kavimler özlemlerini gidermek için yanlarında götürdükleri Kâbe etrafındaki taşları zamanla şekil verip tapma aracı haline getirmişlerdir. Oysa onların başlangıçta böyle bir düşünceleri yoktu. Amaç Kâbe’nin kutsal taşlarını şekil vererek insanları oraya çekmek, gelen insanların paralarından istifade etmekti. Her ne kadar bu düşünceyle yapımına başlanan putlar zamanla birer tanrı olarak karşımıza çıktılar. Hz Musa’nın kavimi de aynı şekilde Musa Aleyhisselam’ın Allah(cc) ile görüşmeye gittiğinde biz buzağı yapıp tapmışlardı. Burada insanın kendi dünyasında kabullenemediği soyut yaratıcı yerine somut yaratıcı fikrinin yerleştirmek istemesidir. İnsanoğlu ibadet ettiğini, tanımak ister. Bundan zayıf iradeliler kendi yaptıklarını ilahlaştırır. Hz Ömer’in eski olayında da aynı durum söz konusu değilmiydi.

Günümüzde putçuluk ya da heykel sanatı olarak tartışılan ikisinin farklı manalar taşıdığı yönünde söylemler vardır. Kabul etmekle beraber özünün aynı olduğunun altını çizmek gerekir. Her ne kadar putçuluk tapma amacıyla yapılmış olsa da temelinde estetik, duygu yatmaktadır. Günümüzde ki heykeller de duygu ve estetik kuralları kulak ardı edilerek yapılamaz. Her ne kadar günümüzde heykel amacıyla yapılsa da zaman zaman ibadet düzeyine çıkacak bazı etkinlikler heykellerin önünde yapıldığı hepimizce malumdur. Çanakkale Şehitlik Anıtı’nı gezdiğinizde Seyit Onbaşı heykelinin olduğu yerde herkes saygıdan dolayı susma gereğini hisseder hatta heykelin önünde ağlayanlar, gidip ağlayarak sarılıp fotoğraf çekinenler, hatta Fatiha okuyanları çoğu kez gördüm. Yine Çanakkale şehitlik alanında savaş sahneleri anlatan kabartmalar karşısında insanlarımız çoğu zaman asıl düşünceden saptırılıyor. Şehitlerin ruhlarına Fatihalar gönderme yerine, kabartmalara dalıp mana unutulup maddeten algılanmaya çalışılıyor. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bu hadiseleri önceden gören Selçuklu ve Osmanlı, bunların yerine mimaride Kemer, sütun, kale burçları, çeşme, minare, kubbe, seramik gibi alanları hem insanın istifadesine sunmak hem de estetiksel yönden duygularına hitap etmesini sağlamış heykelin alternatifinin altını çizmişlerdir. Bu gün Anadolu Medeniyetinde oluşumunda önemli yer tutan mimari geçmişin izlerini gururla geleceğe taşımaktadır. İslam hiçbir zaman toplumsal fayda verecek çalışmalara engel olmamıştır. Ancak burada biçimsel yasaklama söz konusudur. Sebebi ise tapma olayıdır. Bundan dolayıdır ki İslam medeniyetinde putçuluk yerine sütun ve sütun başlıkları, mihraplar, kemerler, anıtsal çeşmeler hatta ve hatta minarelerin yapılışı bitkisel taş bezemeleri yayılması konusunda teşvik edici çalışmalar görülmektedir. Örneklerden de anlaşıldığı gibi figür yerine nesnel yaklaşım öne çıkmaktadır. Anadolu’muzda çeşitli bitki anıtları ile beraber çeşitli kap kacak anıtları insan biçimindeki heykele de alternatif oluşturmuştur. Özellikle çinicilik ve seramiğin yayılıp gelişmesi de bunun bir neticesidir. Burada bu önemli hassasiyeti de göz ardı etmemek lazım. İnsanın figürü ne şekilde olursa olsun Allah’ın yasaklarının kapsamındadır. Bu kimi yerde Mevlana, kimi yerde semazenler olsa da aynıdır. Bir dervişin balmumundan yapılmış figürü de aynı kategoridedir. Hulasa İslam; ister âlimin, ister Peygamberin, ister devlet büyüğünün heykelini yapmayı yasaklamıştır.

İslam’ın yasaklamadığı türler de vardır. Bunların başında nesneler gelir. Pamuk, karpuz, kavun, portakal, incir, ibrik, rahle, bitki bezemeli sütunlar vb. dir. Burada ki bakış açısı canlıların dışında olan nesnelerdir. Çünkü Cenabı Allah kıyamet gününde yapılan canlılara yapan kişinin ruh vermesini emredecektir. Ruhu veremediğinden dolayı kişi cehenneme müstahak olacaktır. Bu konu ile alakalı Kur’an-ı Kerim’de birçok ayet vardır.

Geçmişte bazı zalim yöneticilerin zorbalıklarla yaptırdığı sfenksler günümüzde belki de en güzel ve hayranlık uyandıran bir yapıt olarak karşımıza çıkabilir. Ancak yapılan sfenksin koruyucu inancından ve mazlum insanların neredeyse vücutlarının taşların arasında harç olmasıyla yapıldığı gerçeğini unutturmayacaktır.
Günümüzdeki meydan anıtları, büstler, kabartma kompozisyonları cumhuriyet tarihinin sonrasında hızla gelişmiş hatta bazılarının yapımı mecburi kılınmıştır. Bundan dolayı birçok şehrimiz ruhunu yitirirken kadim şehirler dediğimiz belli başlı şehirler hala direnmektedirler

Hızla heykellerle donanan Anadolu’nun bazı şehirleri zaman zaman beraberinde ciddi tartışmalar getirmektedir. Buradaki tartışmalar yapılan sanatların toplumun değer yargılarıyla örtüşmemesi ve oralara ciddi kaynakların aktarılmasıdır.
Bu gün Eskişehir’e gidecek olursanız adım başı yaldızlı heykellerle karşılaşacaksınız. Hatta Müslümanları ibadet merkezi olan Reşadiye Cami’sinin avlusu bile heykellerle donatılmıştır. Aynı durumu Edirne Keşan’da da, İzmir’de de görmek mümkündür. Bazı illerimizde belediye başkanının seçildiği siyasi partinin düşünce yapısına uyacak şekilde aslan, kurt ve devlet büyüklerinin büstleriyle karşılaşıyoruz.
Bunların en meşhurları hiç şüphesiz Anadolu’nun gündemine gelen Ankara ve Kars’ta ki heykellerdir. Bunların birine tükürülmüş birine de ucube denilmiştir. Burada bu sıfatları ortaya çıkaran sanatçı mı, sanat yapıtımı, inatlaşmalar mı, yoksa hesaplaşmalar mı bilemiyoruz, takdir sizindir.
Şunun da hatırlatmadan geçmeyelim. Gerek başbakanımızın gerekse Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızın ellerinde çeşitli imkânlar var iken bunların yerine toplumsal kızışmaya neden olan kavramların kullanılması dikkatimizi çekmiştir.

Eğer gerçekten heykele karşıysanız buyurun bunu yasalarla engelleyin. Yok, karşı değilseniz o zaman toplumun içerisinde tartışmaya neden olacak kavramların kullanılmasına dikkat edin. Her ne düşünceyle yapılmış olsa da sonuçta toplumun ahlaki değerlerle örtüşüyorsa o zaman sizlere düşen o kişilerin yaptıklarına saygı duymaktır. Yok, toplumun değer yargılarıyla çatışıyor ise o zaman da onu yapan kişiye anlatmak zorundasınız.
Toplumumuzda o kadar toplumsal ahlakla çatışan gelişmeler var iken bunlar belki onların yanında devede kulak kalır.
Başbakan sanat hakkında kişisel fikirlerini sunma hakkına sahiptir.
İnsanoğlu haramı da helali de bilinçli olarak tercih eder çünkü Allah(cc) insana akıl denen en büyük nimeti vermiştir. Bize düşen helal tarafından olaya bakmaktır. Vesselam…

Şubat 11, 2012 in Yazılar